Your web-browser is very outdated, and as such, this website may not display properly. Please consider upgrading to a modern, faster and more secure browser. Click here to do so.
Paran varsa istersen iki yüzlük banknotlarla evinin camını silersin umrumda değil; ama boş çerçeveye yüzbin dolar para verecek kadar aptalsan koskoca Ülker’i nasıl yönetiyorsun şaşarım.
Peki ya Bedri Baykam’a ne demeli! Bomboş çerçeve arkadaşım, bunun hangi tarafı sanat? Bir de sosyalistim diye çıkıp konuşur televizyonda. Sosyalizm ezilen halkın yanında olmaktır! Öyle, marangoza çerçeve çaktırıp vernikleyerek yüz bin dolar kazandığın eser(!) karşısında sırıtmakla sosyalist olunmaz. “İşçin, emekçin ona benzer çerçevelerden her gün yüz tane yapıp bir ayda asgari ücretin yarısını alabiliyorken utanmıyor musun o insanların emekleriyle dalga geçmeye?” diye hesap sormazlar mı sonra senden?
Guernica’yı background yapıp da ölüm yıl dönümünde Picasso’yu anmamak terbiyesizlik olur.
Guernica göz yaşı ve kan dolu olsa da paylaştığım video komik. Evet, öyle de olmalı. Biz, bizi birbirimize kırdıran insanlara inat gülelim ki başka bir ressam bir Guernica daha çizmek zorunda kalmasın! “Ne bileyim, kuş çizsin, çiçek çizsin, böcek çizsin. Kredi vermezler sonra” demişti hem yüzbaşı.
Not: Leyla ile Mecnun’un bu sahnesinde tabloyu ters asmışlar. Set ekibi mi cahil yoksa bir mesaj mı vermeye çalıştılar anlamadım.
Nedir bu arabesk ya; bunu gerçekten bilen kim var, gelsin de göstersin bize! Kifayetsiz muhterislerin, güdük sanatçıların ve entel liboşların, geniş halk yığınları tarafından kucaklanmış her şeye taktıkları bir isimden başka nedir arabesk?
…Ama, evet… “Champagne de la Avignon” bir halk içkisi değildir. Golf bir halk sporu değildir. Bonjour bir halk selamı değildir. Onların şiiri de bir halk şiiri değildir, ama “Hastir lan!” bir halk ifadesidir…
2 yorum
Yaradanın cennetinde zihinleri apaçık olanlar,
aydınlatılmış ucuz çatı katlarında ve yer altlarında Muhammed’in dolaşaduran meleklerini görenler…
Deniz Gezmiş’in ve Che’nin fotoğraflarını Atatürk fotoğrafıyla beraber sitesinin en tepesinde tutan ve bu insanların izinden gittiğini iddia eden sözde solcu bir derginin 2005 yılında ki bir sayısının kapağı! Doğudan batıya olan göç hareketini PKK’nın istila planı olarak göstermiş solcu(!) beyefendiler. Nedense iddialarını ortaya atarken doğuda yakılan köyleri, işsizlik oranını, feodal yapıyı ve yerel halka: “Ya canın ya malın!” diyen PKK’yı hiç hesaba katmamışlar. Tabi ya! Bu saydığım nedenler ne ki zaten, on binlerce hatta (İnsan Hakları İzleme Komitesine göre) 378 bin kişinin tamamı yalnızca modern dünyanın istilacı kavmiydi(!)
Bütün bu saçmalıkları şuan bir kenara bırakın da şunu bir kabul edin:
Çift maaşlı ailenize giren paranın yarısını biriktirerek aldığınız, bahçesine havan mermisi düşme ihtimali olmayan güzel evinizin önündeki çöp konteynerını karıştıran esmer çocuk sizin manzaranızı bozuyor değil mi? Yahut her yaz gittiğiniz otellerde yemek servisinizi yapan çocuğun Türkçeyi Kürt aksanıyla konuşması tatil keyfinizi bölüyor değil mi? Veya geceleri ülkenize gelen turistlerin villa zannettiği o gecekondular gündüzleri sizi o turiste rezil ediyor değil mi? Ya da dur! Şimdi buldum rahatsızlık sebebinizi: Kürtçe, evet Kürtçe her fırsatta dil çeşitliliğini savunan siz yolda yürürken yanınızdan Kürtçe konuşan birileri geçtiğinde korkuyorsunuz değil mi?
Bu saydıklarımı içten içe kabul ettiğinizi anlayabiliyorum. O zaman niye solculuk maskesi altında bu yalanları uydurup kendinizi kandırıyorsunuz. Adam gibi söyleyin işte. Kabul edin ayrımcı olduğunuzu. Kabul edin doğuyu ülkenizin çöplüğü olarak gördüğünüzü!
Son dediklerimi de kabul ettiyseniz hadi bırakın şimdi o elinizdeki Deniz Gezmiş biyografisini, çıkarın üzerinizdeki Che t-shirtünü ve sökün yakanızdan o Mustafa Kemal rozetini. Çünkü o insanların hiçbirisi kendi mensubu olduğu ülkenin tek bir santimetre karesini dahi çöplük olarak görmedi. Vatanını aynı onlar gibi gerçekten seven insan da sizin saçma sapan endişelerinize ve huzursuzluklarınıza sahip değildir! Vatanını seven insan çöplüğü karıştıran esmer çocuğu gördüğünde kanayan yarasının acısını hisseder, kendi ülkesinin kanayan yarası! 15 yaşında okumak yerine otellerde yahut sanayide çalışan gençleri gördüğünde “Biz ne yaptık?” der. Vatanını seven insan koruyamadığı hatta korumayı bırak köyünü yaktığı ve yerinden yurdundan ettiği insanlarını gördüğünde, onlara istilacı gözüyle değil bitmek bilmeyen bir iç savaştaki kendi devletinin yaptığı yanlışlarının mağduru gözüyle, kendi devletinin kestiği damardan akan kan gözüyle bakar!
2 yorum
Bu ülkede nice değerler sırf farklı düşündüğü için, düşünceleri var olan idarenin otoritesini sarsar diye sürüldü, hapislerde çürütüldü yahut katledildi.
Bu ülkede var olan gerçekleri kabul etmek suç sayıldı.
Bu ülkede icraat yapana vatan haini, icraat engelleyene bizden denildi.
Bu ülkede imanı olana gerici, imansıza şerefsiz dendi; ama kimse imanın kişisel olduğunu anlamadı.
Bu ülkede devletin kurucusu kimilerince ilah kimilerince şeytan sayıldı. Kimse de çıkıp: “Lan bu adam insan!” demedi.
İşte bu yüzden onlarca değer başkalarına yar oldu. Şimdi gözümüzü ve aklımızı geçmişten ayırıp geleceğe doğru çevirirsek eğer en azından “bazıları” diye de olsa bir şeyler değişti diyebiliyoruz.
3 yorum
Derd-i firakın ile düşeli sevdaya mey’e
Müptelayım, deliyim, düşmüşüm esrarı-ney’e
Feleğin kahpe başında paralansın parası
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye
Kimilerinin, adına saçma sapan şiirler atfederek insanları ona düşman ettiği doğrudur; ama bu bir şey değiştirmez. Zaten Neyzen sevilmeye değil sevmeye gelmiş bir insandır. Doğum gününde saygıyla anıyoruz.
2 yorum
Said Nursi’ye inanmak.
Fethullah Hoca Efendi’ye inanmak.
Risale’ye inanmak.
Abilere inanmak.
Memurluk mülakatlarına inanmak.
Yalnızca BedeviyiTime Said-i Nur Küsurat Bamburleyli Bab Bub Efendinin bildiği kadere inanmak!
Ülkücülerin hayali olan Osmanlı’da hiç sevmedikleri; ama yaşanan ve yaşanması güzel olan bir gerçek vardı!
Yer: İstanbul. Fotoğrafta Arnavutlar, Kürtler, Sırplar, Rumlar ve Ermeniler var. Hepsi kendi dilini konuşuyor. Hepsi kendi kültürünü yaşıyor ve ortada ne terör var ne de onun korkusu. Doğru ya! İnsanların kültürlerini, kimliklerini ve dillerini reddedip onlara yabancı daha kötüsü ikinci sınıf insan muamelesi yapmazsan dağa çıkıp isyan eden de, sapıtıp bebek katleden de, o katillerin peşinden giden de olmaz! Defalarca sordum bir daha soruyorum size: Dağdakiler suçlu anladık, peki ya onların dağa çıkmasına sebep olanlar. Teröristlerin öldürdüğü insanların kanı sadece teröristin elinde mi? O teröristi küstürüp terörist olmasına sebep olanın eli temiz mi?
2 yorum
23 sayfadan 1. sayfa